Türkçeleşemeyen Türkçe

Start almak, check-in atmak, triggerlanmak

Türkçe böylesine yozlaşmış, zorlama kelime ve kelime öbeklerini bünyesine katabilecek kadar sığ bir dil değil. Yüzyıllardır her nerede medeniyet varsa kadim Türk yurdunun da kültürel izleri onunla birlikte süregelmiştir. Bir dili de kültüründen ayırmak mümkün olmadığı ortada olduğundan diyebiliriz ki her nerede medeniyet izi, insana ait bir unsur varsa Türkçe de orada olmuştur, olacaktır. Özellikle ortaöğretim kitaplarında şöyle sığ bir bilgi vardır ve bu bilgi Türkler olan bizlerin hem kültürel hem de bilimsel sınırlarımızı törpülemektedir: ‘’Türklerin ilk yazılı kaynakları, Göktürk(Köktürk)dönemine dayanmaktadır.’’ sanki biz o dönemden önce var olmamışız gibi, en basitinden MÖ 6.yüzyıldaki Yenisey Yazıtları Köktürk Dönemi’nden öncesinde var olduğumuza dair yüksek ihtimaller verse de bunlar kesinlik var eden bilgiler değildir ancak yıpranmış olması ve edebi değer yansıtması hasebiyle sonraki ilk yazılı belge olan Göktürk Kitabeleri baz alınmakta.

Elbette Türklerin tarih sahnesine çıkışı ve ilk eserleri akademi dünyasının bakması gereken konular olduğundan meselenin o tarafına hiç girmeyeceğim. Eğer ki girersem çıkamayacağımı bilmekteyim. Ben yalnızca Türkçenin yıllardır hassasiyetle de bugün geçirdiği, sıkıntılı ve buhranlı durum hakkında birkaç tespit ve bu tespitler ışığında elden ne gelebilir bunları kendi penceremden dile getirmeye çalışacağım.

Son yıllarda Türkçe bir başkalaşım geçirmekte, her dil bu değişiklikleri elbette geçirebilir ancak burada ‘’sıkıntılı ve buhranlı’’ olarak ifade ettiğimiz kısım, milli bir asimilasyonun farklı varyasyonları olarak karşımıza çıkıyor. Bu başkalaşım dilimizin yapısında olan geçirmesi gereken doğal bir başkalaşım da değil, zorla insanlar tarafından yaptırılmaya çalışılan, suni bir dil oluşturulma çabasından başka bir şey değil. Sonuç olarak dil, dinamik ve hareketli bir sosyal yapı. Durağan şekilde çağın gereklerine ayak uydurmaması düşünülemez; ancak dilin bu denli radikal ve kendi karakteristik özelliklerine aykırı şekilde değişikliğe uğraması kendi öz benliğine balta vurmasıyla sonuçlanmaktadır. Bunun en baştaki sebebi günün küreselleşmeye başlaması, siyasi sınırların ortadan kalkıp her durumun anlık olarak oluşması diyebiliriz. Bu küreselleşmenin sebebi ise de tamamen teknolojidir. Teknolojiyi kullanan kesimi gençler olarak ele alırsak gençler olan bizlerin de dil bilinci çok fazla gelişmemiş yahut da bu bilincin çok üstüne gidilmemiş olursa, bir oradan bir buradan kelimelerle resmen tabir-i caiz ise toplama bir dil oluşturulursa bu dilin yozlaşması da kaçınılmaz olacaktır ve bu bozulma yalnızca dilde gibi görülse de dilin bir başka kökü olan kültüre oradan sosyal hayata kadar kelebek etkisi misali kendini gösterecektir.

Yazımın başında kelime öbekleri yazmıştım onlara biraz bakalım. Türkçe gerek kurulan devletler gerek de yapısı itibariyle gelişmeye çok uygun bir dil olarak karşımıza çıkmaktadır.Türkçede sadece Türkiye Türkçesini kastediyorum, çok fazla ek bulunmaktadır. Çoğu zaman başka dillerden kelime almaya ihtiyacı yoktur; fakat sonuç olarak bir coğrafyada yaşıyoruz ve çeşitli kültür ve dillerden etkilenmeler olacaktır. Buradaki nüans farkı ise bu etkilenmenin Türkçenin kendi karakteristik özelliğine karşı şekilde oluşturulmamasıdır.

Örnek vermek gerekirse ‘’start almak’’ bu söz grubunun ilk kullanıldığı yeri gördüğümde cidden ben mi yanlış konuşuyorum diye kendimi sorguladım bu söz öbeği bir ulusal televizyon programında kullanılmıştı hem de bir haber sunucusu tarafından cidden ilginç hem de çok ilginç geldiğiniz konum itibari ile güzel ve doğru konuşma (diksiyon, hitabet) ile ilgili çeşitli eğitimlerden sonra, belli sınavlara da girip o konuma getiriliyorsunuz ve böyle iğreti,sağdan soldan alınma kelimelerle haber sunumu yaparak kendinizi muvaffak sayıyorsunuz.Türkçe bu iki kelimeden teşekkül eden suni bediileri tek bir kelimeyle, tam olarak ifade ediyor: başlamak. Kısa, öz ve anlaşılır ne bir tarafı İngilizce tamamen Türkçe ne de yapaylık mevcut, hem de aynı anlamı daha kısa bir yapıyla karşılayabiliyoruz. Resmen olmayacak ifade için Türkçeyi zora sokmak gibi geliyor bana.

Aynı durumlar check-in (yer bildirimi), triggerlanmak (sinirlenmek) gibi ifadeler için de söylenebilir ve bunun gibi yüzlerce örnek verilebilir. Dışarıda, sokakta bu ifadeler çok fazlaca yer ediyor. Bunları görebilmek için yalnızca Türkçe bir bakış gerekli.

Bugün dilimiz yozlaşıyor gün gelir yarın kendi kültürümüzle ilgili bir unsura rast gelemeyebiliriz. Kendimize yabancılık yolunda adeta emin adımlarla yürüyoruz, bu dil bilincini acil bir şekilde edinmek istek değil mecburiyet olmalıdır, yoksa bu yabancı kültürler bizleri kendilerine getirecekler.

Daha Fazla İçerik
İş Dünyası Üzerine Bir Dizi: “Metot”